Merhabalar, Anadolu'nun İslamlaşma sürecinde önemli bir tarihsel aralığa tekabül eden ve İslam'ın ikinci koşusu olarak adlandırılan 11. ve 13. yüzyıl arasındaki dönemde cereyan eden olaylara dair okuma notlarını paylaştığımız blogumuza hoşgeldiniz.

Atilla Baybars etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Atilla Baybars etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Nisan 2017 Perşembe

Türk Soykırımı:Talkan ve Curcan Katliamı - ATİLLA BAYBARS

23:04 Posted by Bedri Münir , No comments
Kaynak: http://www.bilimislam.com/turk-soykirimi-talkan-ve-curcan-katliami/

Türk Soykırımı:Talkan ve Curcan Katliamı

Türklerin tarih kitaplarında ve arşivlerinde yer almayan ancak diğer milletlerin yazılı tarihinde yer alan iki büyük Türk katliamından biri. Ermeni’ler “katledildik” diyebiliyor. Rumlar “topraklarımızdan sürüldük” diyebiliyor. Ancak Türk gururu “Araplar bizi katletti, zorla müslümanlığı dayattı” diyemez. Talkan ve Curcan katliamları.. Resmi tarihte şöyle bir üfürme var. Türkler Çin ile savaşırken Araplar yardıma gelmiş, bu sırada birbirlerine sempati beslemişler, Türk savaşçılar Arap okçuların yanaklarından makas almış, islamiyeti kabul etmihihihi hoh!. Karşılıklı milletlerin hem fikir olduğu tüm savaşlar gerçek, bir tek Türklerin katledildiği yalan öyle mi?

Talkan Katliamı‘nda 100.000 Türk katledilmiştir, bunun yanında 50.000 ‘den fazla türk köle ve cariye olarak pazarlarda satışmıştır. Bu katliam, İslam’ın barış dini olduğunu yeterince kanıtlamış, ayağı kayıp yanlışlıkla arap kılıçlarının üstüne düşen arkadaşlar da olmuş ama dersini iyi alanlar akın akın islamiyet ile şereflenmiştir. Hz. Muhammed’in ölümüyle birlikte insanlığın iktidar hırsı İslam dininde de ortaya çıktı. Mezhep ayrımcılığını kesinlikle reddeden İslam dininin iktidar çatışmaları sebeple mezheplere ayrılması tamamen Arapların eseridir. Eflak Voyvodası Vlad’ın yaptıklarına kin duymayan insan olamaz değil mi? İşte Vlad, Curcan ve Talkanda yaşanan acımasızlığı hayal dahi edemezdi. Ancak gel gör ki İslamı en doğru yaşayan, koruyan ve öğreten millet yine Türk’lerdir. Eğer Türkler müslüman olmasaydı, İslamiyet bugün Arapların etnik dini olmaktan öteye gidemez, olsa olsa en fazla Hindistana kadar gidebilirdi.


1. TARİHİN EN ALÇAK SOYKIRIMLARINDAN BİRİ – TALKAN KIRIMI

Buhara’da yaşananlar diğer Türk Beyliklerinde de tesirini hissettirir. Sogd Meliki Neyzek Tarhan şehrinin yok olmaması için Kuteybe ile anlaşma yapar. Anlaşmaya göre Tarhan haraç verecek ve tarafsız kalacaktır.. Ancak bu tarafsızlık ve Türklerin bir araya gelememeleri Arapların işlerini kolaylaştırmış ve Türk beyliklerini istila edip talan etmişlerdir.. İlk saldırıya uğrayan Kibac Hatun’a diğer beyliklerden yardım gelmeyince, o yardımı esirgeyenler de aynı kırımı yaşadı. Türkler örgütlü olmadığı için Arap’ların işleri kolaylaştı. Neyzek Tarhan daha sonra Kuteybe ile yaptiğı anlaşmada yanlış yaptığını ve bu anlaşmanın kendisine hiçbir teminat getirmeyeceğini gördü. Üstelik diğer Türk Beylerine de aldattığını anladı. Tohoristan’a döndükten sonra diğer Türk beyliklerine bir mektup yazıp uyarmaya çalışır. İlk pozitif cevap Talkan meliki Sehrek’den gelir.. Tarhan’ın düşüncelerini öğrenen Kuteybe, buna karşılık Belh şehrinde hazırlık yaparak, baharda büyük bir silahlı güç ile Talkan şehrine doğru yürür.. O ana kadar bir direniş hazırlığı yapamayan Talkan şehri meliki Sehrek, Kuteybe’nin gelişinden önce şehri terkeder.. Şehre hiç savaşmadan giren Kuteybe’nin adamları şehirde eli kılıç tutabilen nekadar erkek varsa hepsini kılıçtan geçirirler.. Bu kırım o vakte kadar yapılanların en büyüğüdür.. Kuteybe bu kırımı diğer beyliklere ibret olması için yapar.. Kuteybe’nin askerleri öldürebildikleri kadar öldürürler, geri kalanları da, Talkan yolu üzerindeki ağaçlara asarlar.. Bu yolun 4 fersah ( 24 Kilometre.) mesafelik bölümü Türklerin ağaçlara asılan cesetleri ile doludur.. Talkan katliamı tarihe, Arapların o güne kadar yaptıkları katliamların en büyüğü olarak geçmiştir.. Halk, Müslüman Araplarla savaşmadığı halde, Kuteybe ve askerleri sırf diğerlerine örnek olsun diye 40.000 kadar kişiyi kılıçtan geçirmiş, ağaçlara asmıştır. Tüm bunlar hep İslam adına yapılmıştır..

Kuteybe, Talkan katliamından sonra Suman’a girer.. erkeklerin çoğunu öldürterek, kadınlarını ve kızlarını cariye olarak alır. Daha sonra Kes ve Nesef’de aynı şeyleri yapar. Erkekler öldürülür, Türk kadın ve kızları utanç verici bir şekilde Araplara cariye olurlar. Askerlerin yorgunluk eğlencesi olurlar. Daha sonra Faryab’a yönelir ve Faryab’ın teslim olmasını ister. Faryab halkı başlarına gelecekleri bildiklerinden teslim olmaya yanaşmazlar. Erkekleri kavga ederek can verirler.. Tüm şehir yakılır. Araplar bu şehre yakılmış şehir manasında Muhtereka derler.. Kuteybe, Faryab’dan sonra, Tarhan’ın çekildiği kale Bazgis’i abluka eder.. 2 ay müddetle devamlı olarak buraya saldırır lakin bir netice alamaz. Aynı zamanda kış yaklaşır. Kuteybe’nin kışın savaşacak gücü yoktur ancak, kale içindeki Türklerin de yiyecekleri bitmiştir. Her iki tarafta savaşın kendileri için kaybedildiğini düşünür.. Kuteybe son olarak bir hileye baş vurur. Tarhan’ın yanına Muhammed bin Selim ismindeki adamını gönderir. Muhammed ibni Selim Tarhan’ın teslim olması vaziyetinde kendisine hiç bir şekilde zarar gelmeyeceği güvencesini verir. Kalenin açlık içinde olmasından dolayı Tarhan’ın Kuteybe’nin önerinini kabul etmesinden başka yapılacak bir şeyi yoktur. Komutanları ile görüşüp önerisi kabul ederler. Silahlarını teslim ederek kaleden çıkarlar. Tarhan kaleden çıkar çıkmaz yakalanır, çevresi hendek açılmış bir çadırda zincire vurulur. Kuteybe aynı zamanda Tarhan’ı hemen öldürmez.. Haccac’a haber göndererek ne yapacağını sorar. Haccac Tarhan için, “ O bir Müslüman düşmanıdır hiç aman vermeden öldür” der. Kuteybe önce Tarhan’ın iki erkek çocuğunu, Tarhan’ın ve toplanan halkın gözü önünde öldürtür. Arkasından 700 kadar Türk savaşçısının başlarını gene Tarhan’ın ve halkın gözü önünde kestirir. Tarhan’ı da bizzat kendisi öldürür.. Bütün kesilen başlar Haccac’a gönderilir.

Tarhan’ın öldürülmesinden sonra, Kuteybe, Aral Gölü’nün altında bulunan Harzem bölgesine yürür. Harzem’de Caygan ile Havarizat arasında taht dövüşü vardır. Kuteybe Caygan’la işbirliği yapar. Önce Havarizat ile çevresindekileri öldürtür. Arkasından Camhud melikini yenerek 4000 civarında tutsak alırlar. Ancak, daha sonra bunlar Kuteybe’nin buyruğu üzerine öldürülürler.

Bu olay, Ziya Kitapçı”nın, İslam Tarihi ve Türkler isimli kitabında aynen şöyle anlatılır ;

Bu harblerden birinde, et-Taberi”nin bütün tafsilatı ile anlattığına göre, bir defasında Abdurrahman b. Müslim, Kuteybe’ye, 4000 esirle gelmişti. Kuteybe, Abdurrahman’ın böyle kalabalık Türk esirleri ile geldiğini görünce hemen tahtının çıkarılmasını ve bir alana kurulmasını istedi. Tahtının üzerine mağruru bir eda ile oturan Kuteybe, bu Türk esirlerinden bin tanesini sağına, bin tanesini soluna, bin tanesini arkasına ve bin tanesinide önüne dizilmelerini söylemiş ve sonrada Arap askerlerine dönerek yalın kılıç bu Türklerin kafalarının koparılmasını buyurmuştur. Cebbar, zorba, vicdansız Arap komutanının çevresinin bir anda bu Türklerin kafa kol ve gövdeleri ile bir kan gölü haline geldiğinden hiç kimsenin kuşkusu olmamalıdır. Bu harblerde öldürülen Türklerin haddi hesabı yoktu. Nitekim bu vahşetten sanki gururlanan bir Arap şairi Kaah el-Aşkari şöyle haykırmıştır,

”Kazah ve Facfac önlerinde korkudan birbirlerine sarılmış perişan Türkleri öldürdüğünüz geceleri hele bir anımsayınız.

Herkesi kılıçtan geçirdiniz. Yalnızca ata bile binmeyecek yaşta küçük çocuklar kaldı. Binenlerde o hırçın atların sırtında sanki bir yük gibiydiler.”

Harzem’de ayaklanan halk, Kuteybe ile işbirliği yaptığı için Caygan’ı öldürür. Bunun üzerine, Kuteybe bütün Harzem’i yakıp yıkar, halkı kılıçtan geçirir. Harzemli tanınmış Türk bilgini, Biruni Harzem’deki muasırlığın yok edilişini şu şekilde anlatır. “Kuteybe, her çareye baş vurarak Harzemlilerin yazılı dilini bilenleri, ananelerini savunanlarını, bütün bilginleri öldürttü, böylelikle herşey karanlıklara gömüldü. İslam Harzemlilerin içinde girerken, onların tarihi ile ilgili bilinenleri artık öğrenme imkanı bırakmadı. Harzem’i yıktıktan sonra Kuteybe, Semerkant üzerine yürür. Semerkant meliki Gurek üzerine gelen Müslümanlara karşı diğer Türk Beyliklerinden yardım ister. Taşkent ve Fergane’den yardım gönderir, ama gelen birlikler yolda Kuteybe’nin askerleri tarafından pusuya düşürülerek yok edilirler. Semerkant, abluka edilir. Araplar mancınık ateşi ile saldırırlar. Daha fazla dayanamayacağını anlayan Gurek, Kuteybe ile anlaşmak zorunda kalır. Bu anlaşmaya göre,

1.Semerkant Araplara her yıl 2.200.000 altın ödeyecektir..

2.Bir defaya mahsus olmak üzere 30.000 Türk gencini esir olarak verecektir..

3.Şehirde Cami yapılacaktır..

4.Şehirde eli silah tutan kimse dolaşmayacaktır..

5.Tapınak ve putlardaki tüm mücevherler Kuteybe’ye teslim edilecektir..

Daha sonra Kuteybe, altından yapılan putları erittirerek alır ve Merv’e geri döner. Dönerken kardeşi Abdurrahman bin Muslim’i Semerkant’ın başına vali olarak bırakır.

Kuteybe’nin Merv’e dönüşünden sonra, Türkler kendi aralarında işgalci Müslümanlara karşı bir direniş birliği kurarlar. Ara ara Ceyhun ırmağını geçerek Araplara pusu kurar ve ciddi zararlar verirler. Haccac Kuteybe’ye Taşkent ve Fergana’yi işgal etmesi direktifini verir. Kuteybe Taşkent’e gider fakat başarılı olamaz. Bu arada Haccac can verir. Halife Velid, Kuteybe’ye Türklere karşı savaşları devam ettirmesini söyler. Kuteybe bu sefer Kasgar’a doğru yola çıkar. Tam Kasgar’ı abluka edecekken Halife Velid can verir, yerine Süleyman ibni Abdülmelik halife olur. Bu yeni Halife ile arası hiç iyi olmayan Kuteybe Kasgar seferini yarıda bırakarak ona karşı ayaklanır, ancak kendi komutanları tarafından 11 yakını ile beraber 716 yılında kafası kesilerek öldürülür. Zira Kuteybe’nin komutanları Halifeye karşı gelmek istememişlerdir.

Taberi Anlatımları

Aşağıdaki pasajlar direk Taberinin anlatımından alınmıştır.

Tarih-i Taberi / Cilt 3/(Syf-343)

Her kim Türk’lerden baş getirirse yüz dirhem vereceğim. İmdi müslümanlar bir bir Türk’lerin başını kesip getirip 100 dirhemi aldılar. Ve Türk’leri dağıtıp hesapsız kırdılar ve mübaleğa ile mal ve ganimet alıp yeniden dönüp Merv’e geldiler.

Yaz gelince Kuteybe Horasan şehirlerine nameler gönderip asker topladı. Sonra göçüp Talkan’a vardı. Şehrek ki Talkan meliki idi. Neyzekle bağlaşık idi. Kuteybe’nin geldiğini duyunca kaçtı. Kuteybe Talkan’a girdiği zaman hükmetti ki ahalisini kılıçtan geçireler. Ne kadar kırabilirlerse kıralar. Bunun üzerine Kuteybe’nin askeri orada sayısız Türk öldürdü.

Söylenti odur ki 4 fersenk yol iki taraftan muttasıl ceviz ağacı dallarına adamlar asılmış idi. Oradan göçtü. Mervalarüd’e kondu. Oradaki melik kaçtı. Kuteybe onun da iki erkek çocuğunu tuttukta kalan şehrin beyleri itaat edip istikbale geldiler.(Syf-344)

Kuteybe diye konuştu: – Vallahi şayet benim ömrümden üç söz söyleyecek kadar vakit kalmış olsa bunu cildim ki (Uktülühü uktülühü uktülühü). ( Hepsini öldürün, hepsini öldürün, hepsini öldürün )

Bunun üzerine Neyzek’i ve iki kardeşi erkek çocukları ki biri Sol ve biri Osman’dır. Ve yine o kendisi ile mahsur olanların hepsini öldürdüler. Hepsi 700 adam idi. Emretti başlarını kesip Haccac’a gönderdiler. (Syf-347)

Bu 70 sene süren Türk-arap savaşlarının en ehemmiyetli noktaları ve sonuçları ;

1- 100.000’in üstünde Türk katledilmiştir.

2- 50.000’in üstünde Türk genci köle ve cariye yapılmıştır.

3- Şehirler yağmalanmış , ganimet diye halkın herşeyi talan edilmiştir.

4- Tüm zenginlikler , tarihi yapıtlar yokedilmiş , yakılmış , yıkılmıştır.

5- Dünyanın en büyük katliamlarından biri olan “Talkan Katliamında” 40.000 Türkün kesilerek 24 kilometre yol süresince ağaçlarda sallandırılmıştır.( Tarihte örneği çok azdır.)

6- Aynı şekilde “Curcan Katliamında da esir alınan 40.000 Türk’ün nehir kenarında kafaları kesilmiş , nehrin suyu kıpkızıl olmuş , cesetler yine ağaçlarda sallandırılmıştır.

7- “Teslim olursanız canınız bağışlanacak” sözü hiç bir zaman yerine getirilmemiş , “Şeriat söz tanımaz” denilerek kadın-erkek kılıçtan geçirilmiştir.

8- Araplar tarihte yaşadıkları bu en büyük yağma ve talandan çok büyük servet ele geçirmişlerdir.

9- Türkler böyle bir vahşet ve mezalimi Çinlilerden bile görmemişlerdir.

10- Bu tarihi gerçekler “islam etkilenmesin” düşüncesiyle gizlenmekte , söz edilmemektedir.

Türkçü politikacılar bile konuyu geçiştirmektedir. Bundan da Araplar nasiplenmektedir

9 Tevbe. 123. Ey iman edenler! Kâfirlerden yakınınızda olanlara karşı savaşın ve onlar (savaş hatıranda) sizde bir sertlik bulsunlar. Bilin ki, Allah sakınanlarla beraberdir.

Çaygan Kuteybe’den yardım diledi.Çünkü Camhüd meliki her zaman gelip Çaygan ile cenk ederdi.Ve Çaygan’ı gayet incitirdi.Kuteybe Abdurrahman’ı ona yardıma gönderdi.Ve Abdurrahman varıp muharebe etti ve o meliki öldürdü.Çaygan o yerleri fethedip dört bin baş tutsak aldılar. Kuteybe emretti. Hepsini öldürdüler. (Syf-349-350)

Semerkant Katliamı: Yezid Soyu Kuteybe - ATİLLA BAYBARS

22:43 Posted by Bedri Münir , No comments
Kaynak: http://www.bilimislam.com/semerkant-katliami-yezid-soyu-kuteybe/

Semerkant Katliamı: Yezid Soyu Kuteybe

Gizli utancımız, Yezid Soyu Kuteybe Bin Müslim..

İslamcıların hayatını çok iyi okuması gereken Türk düşmanı Müslüman. Kitleler halinde Müslümanlaştırmak için yüzbinlerce Türk’ü işkence ederek kılıçtan geçirmiş ancak başaramamıştır. Hani Türkler güle oynaya Müslümanlığı kabul etmişti ya? Yalan o güzel kardeşim, yalan. Avrupa’nın hıristiyanlaştırılması süresince katolik krallar avrupada neler yapmışlarsa, bu yezid soyu da aynısını orta asya’da yapmıştır. Türklerin kullandığı bütün dini kelimeler farsçadır (namaz, oruç, bayram gibi). Çünkü Türkler asla bu adamların dinine inanmadılar, bir parçası olmadılar. Abbasiler zamanında İslamı benimsediler. Zaten bir kaç asır sonra tarih tekerrür etti ve bu sefer Araplar önlerindeki 1000 yıl boyunca köle ettiklerini düşündükleri Türklerin boyunduruğu altında yaşamaya başladılar. Bir yalan var ki, zamanın gerekleri diye anlatılan her şey bir yalandan ibaret. Spartaküs’ün var olduğunu, Babek’in isyan ettiğini biliyorsan, eh az buçuk Şeyh Bedreddin’i de duymuşsan her zaman ve her an alternatif bir dünyanın mümkün olduğuna inancın tamsa yapılan hiçbir zulüm meşru falan değildir, kendi zamanı içinde bile.

Bu adamın yaptırdığı katliamların üzerinden yüz sene geçmeden Türki kavimlerden müslümanlığı seçenlerin artması, hadi travma oldu kuşaklararası bilgi aktarımı koptu, akli dengemiz yerinde değilmiş o zaman, peki bin yıldan fazlası geçti, neden o şark kurnazından daha sofistike bir canlıya evrilmedik?



O.Çocuğu Kuteybe Bin Müslim

669’da doğdu. 715 senesinde öldü. Emevî halifesi Abdülmelik bin Mervan zamanında 701’de gerçekleşen Deyr-ul-Cemâcim savaşındaki başarılı olduğu için Emevî valisi Haccâc bin Yûsuf’un dikkatini çekti. Haccâc, onun Rey valiliğine tayin edilmesini tavsiye etti. 705 senesinin sonlarında Kuteybe, Horasan eyaletinin merkezi olan Merv’e giderek göreve başladı. Haccâc’ın desteği olmasa bunları başaramazdı. Aldığı destekleri iyi değerlendiren Kuteybe, aynı zamanda zalimdi.

Kuteybe bin Müslim, 705 senesinde Aşağı Toharistan’a, 710-712 seneleri arasında da Ceyhun ırmağı boyuna yerleşti ve Sogd ülkesini işgal etti. Halîfe, Horasan eyâletini Irak genel valiliğinden ayırarak müstakil hâle getirdi, idaresini Kuteybe bin Müslim’e verdi. O da bu bölgede yoğun çalışmalarda bulundu. Çalışmalarında kardeşi Abdurrahmân ve Salih’den yardım aldı.

705 senesinde Horasan valisi olarak göreve başlayan Kuteybe, ilk önce Aşağı Toharistan’daki ayaklanmayı bastırmak için harekete geçip, Belh’i aldı. Kardeşi Salih’i burada bırakıp, kendisi Merv şehrine döndü. Toharistan’ın Türk hükümdarı Nizek Tarhan’la ülkenin merkezi Badgis, onda kalmak üzere bir andlaşma yaptı. Bundan sonra Kuteybe 706 yılında Beykent üzerine yürüdü. Türk beylikleri arasındaki iletişimsizlikten dolayı Türk topraklarının güney sınırlarına ulaşıldı. Kuteybe’nin Beykent’deki ahlaksız savaş yaklaşımı, Buhara ve civarındaki Türk beylerin bir araya gelmesini sağladı. Güçlü bir ittifak başladı. Kuteybe, bu durum karşısında harekatına ara vermek zorunda kaldı. Fakat Haccâc, harekatına devam etmesini istedi. Bunun üzerine tekrar savaşa başladı. Kardeşi Abdurrahmân’ı yardım için Tirmiz’den Buhârâ’ya çağırdı. 708’da Buhârâ’yı kuşatırken diğer taraftan da Semerkant üzerine yürüyordu. Bu sırada yanında götürdüğü Nizek Tarhan elinden kurtuldu. Belh, Merv-i rûd, Talekan ve Faryâb hâkimleriyle birleşerek Toharistan’da isyan etti. Nizek’in isyanını kardeşi Abdurrahmân’dan destek alarak ancak bastırabildi. 710 senesinde Buhara işgal edildi, eli kılıç tutan herkes kılıçtan geçirildi. Aç, susuz ve fakir kalmış kadın ve çocuklardan oluşan halka Cuma namazına gitmesi karşılığında 100 altın verileceği söylendi.

Kuteybe’nin orduları 711’de Semerkand’a, buranın yeni hakimi Gurak’a karşı harekata hazırlanırken, Harezmşâh Cangan’ın daveti üzerine Harezm’e girdiler. Bu arada Kuteybe, Semerkand’a girmek için Haccâc’dan izin aldı. Tataristan, Buhara ve Harezm’den topladığı destek kuvvetlerle birlikte yirmi bin kişilik bir orduyla Semerkand üzerine yürüdü. Buna karşılık Gurak; Şaş ve Fergana hanlarından takviye birlikleri almış, ayrıca Sarı Türkeş Kağan’ı da oğlu ile yardımcı kuvvetler göndermişti. Fakat Kuteybe’nin kardeşi Salih, bu yardımcı kuvvetleri Semerkand’a ulaşmadan durdurdu. Semerkand muharebesi şiddetlendirince, Gurak teslim olmak zorunda kaldı. Semerkand’dan çekildi. Sogd hükümdarı olarak başka bir şehire geçti.

Kuteybe bin Müslim, Semerkand’ı gasp edince buraya kardeşi Abdullah bin Müslim’i bıraktı. Sonra da Taşkent ve Fergana şehirleri üzerine yürüdü. Taşkent gasp edildi ama Semerkand’dan ayrılan Tarhan, Fergana’daki hakimiyetini korudu. Kuteybe, 714 senesinde karargahını Taşkent şehrinde kurdu. Bu sırada hamisi durumunda olan Haccâc’ın öldüğünü duydu. Durumunun sarsıldığını hissedip, askeri harekatı durdurdu. Haccâc’ın vefatından sonra halîfe Velid, Horasan eyaletini müstakil hale getirdi. Buranın valiliğini Kuteybe’ye verdi. Kuteybe’nin Kaşgar seferi için hazırlıklara başladığı sırada halife Velid vefat etti. Bu durum onu iyice sarstı. Kuteybe, Velid’in vefatından sonra halîfe olan Süleyman’a bazı endişeleri sebebiyle itaat etmek istemedi. Daha sonra askerlerden bir kısmı isyan ederek Kuteybe’yi öldürdüler.

Ulu yüce Halife’leri Kılıç Arslan’ın önünde diz çöktü. Araplar, 1000 yıl boyunduruğu altına aldıklarını sandıkları Türk’lerin kısa süre sonra buyruğu altına girdi. Anadolu ve Mezopotamya’daki araplaşma, Hülagü Han sayesinde durduruldu. Kuteybe, halen, tarihte en çok Türk’ü katletmiş kişidir.

 

Kaynaklar:

^ History of Civilizations of Central Asia, Editörler: M. S. Asimov and C. E. Bosworth, UNESCO Publishing, s. 29
^ Türkler, Cilt I, Editörler: Hasan Celal Güzel, Prof. Dr. Kemal Çiçek, Prof. Dr. Salim Koca, Yeni Türkiye Yayınları, s. 67.
^ Türkler, Cil 4, Editörler: Hasan Celal Güzel, Prof. Dr. Kemal Çiçek, Prof. Dr. Salim Koca, Yeni Türkiye Yayınları, s. 414
^ Türk Tarihinin Ana Hatları, 1930, İstanbul, s. 463.
^ H. A. R. Gibb, Orta Asya’da Arap Fetihleri, Çağlar yayınları, s. 51.
^ Tarih II, Orta Zamanlar, 1931, Devlet Matbaası, s. 144.
^ Nicolae Jorga, Osmanlı İmparatorluğu Tarihi, Yeditepe yayınları, s.46-47
^ Türkler, Cilt I, Editörler: Hasan Celal Güzel, Prof. Dr. Kemal Çiçek, Prof. Dr. Salim Koca, Yeni Türkiye Yayınları, s. 1315.
^ Türkler, Cilt I, Editörler: Hasan Celal Güzel, Prof. Dr. Kemal Çiçek, Prof. Dr. Salim Koca, Yeni Türkiye Yayınları, s. 68.